• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=666228323
  • https://twitter.com/durancetin

aliozcan

Mesaj kaygısı taşıyorum
16 Ocak 2010 Cumartesi 17:23

Ali Özcan-Merhaba Gazetesi
Sırf edebiyat olsun diye yazı kaleme almak hoş değil diyen Eğitimci-Yazar Duran Çetin, mesaj kaygısı taşımasa yazmayacağını söylüyor. Duran Çetin ayrıca Hz. Muhammedin hayatını da roman formatında yazmayı hedefliyor

Duran Çetin’den önce kitabıyla tanıştım. Kendimi içinde bulduğum, ‘Portakal Kızım’ romanını bir solukta okudum. Duran Çetin, bu kitabın devamında öyküler ve romanlar yayınladı. Yayınlayacağı birçok öyküsü de var. Kendisiyle, bu roman ve öykülerini, yazar olmanın sorumluluğunu ve yazının esrarını konuştuk.

 
 * Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

- 1964 yılında Çumra Apasaraycık köyünde doğdum. İlkokulu köyde okudum. Orta öğrenimimi Çumra’da tamamladıktan sonra Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden 1986 yılında mezun oldum. Öğretmenlik hayatım devam ediyor.

* Yazar olmayı ne zaman düşündünüz. Bunun için bir altyapı çalışmanız oldu mu?

- O dönem benim yazar olmamı gerektiren herhangi bir durum yoktu. İlkokulu okuduğum dönemde kitap nedir bilmezdim. Kitabım yoktu ama babamın kitapları olduğunu ve bize okuduğunu biliyorum. Böyle bir ortam söz konusuydu. Yazarlığa yönlendiren bir aile ve çevre ortamı yoktu. İlk kitabımı ortaokul 3. sınıfta iken para vererek aldım. Günümüz ile o dönemin kitap edinme yolları çok farklı. Bir kitap aldım ve o kitabı üç defa okudum.

* Hangi kitap?

Hz Ömer’i anlatıyordu. O kitabı 3 defa okuduğumu hatırlıyorum. Onun dışında öğretmenlerimizin bazıları ‘kitap alın, harçlığınızdan biriktirin’ diyordu ama harçlık yoktu. O dönemden sonra kitap almaya başladım. Esas kitap okuma hızım üniversitede başladı. Kendi kendini yetiştirme durumu söz konusu oldu. Şu an ile o dönem okuduğum kitaplar arasında çok fark var. Üniversitede okumuş olduğum kitapların etkisi diye düşünüyorum. Mesela sabah namazına kalkıyorum bir daha uyumuyorum, kitap okuyorum.
Çok kitap okuyan yazar olacak diye de bir şey yok. Kitap okumayla yazarlığın birbiriyle ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Ama yazma kabiliyeti çok başka bir şey. Sadece Allah vergisi de diyemeyiz. İnadına ısrarcı bir iradenizin olması lazım. Bir tane yazdım, olmadı, bırakmak olmaz. 100 tane yazacaksınız, olmayacak, 101 kez yazacaksınız. Yazarlık böyle bir şey.

* Derler ya; bardak dolacak ki boşaltasınız. Siz de üniversite yıllarında yoğun okuma faaliyetleriyle yazmaya bir alt yapı mı oluşturdunuz?

Şu ayrımı yapmak lazım. Çok kitap okuyan yazar olacak diye bir şartı yok ama yazar olmak için çok kitap okumak gerekiyor. Okumadan yazarlık olmaz. Allah vergisi yetenekle bir tane yazabilirsiniz, ikincisi ne olacak. Üretken bir yazar olmak için bir birikiminiz ve bunun devam etmesi için sürekli okumanız gerek.
Her akşam mutlaka okurum. Bizim evde okumayan yoktur. Akşamları mutlaka kesinlikle yarım saat okuma seanslarımız olur. Her şey kapatılır. Zaten televizyon pek fazla izlenmez.
Ben aynı zamanda konferanslar veriyorum. Okullardan konferansa çağırıyorlar. Kitap okumanın önemiyle ilgili çocukları yönlendirirken, kitap okumanın gerekliliğini anlatırken kendim kitap okumazsam bu şık ve ahlaki olmaz. Gittiğim yerlerde de diyorum. ‘Sevgili gençler, gelin, günde bir saat kitap okuyun’ ‘Çok yoğunum, üniversite sınavları var’ diyorlar. O zaman yarım saat okuyun. Öyle değil mi. Türkiye’de bütün aileler yarım saat kitap okusa ne olur biliyor musunuz? Bunun alt yapısını hazırlamak gerek. Yani eksiklik var.
Ben dilimin döndüğü kadar yazan birisi olarak kitap okumanın önemini anlatıyorum.


* Konferanslarınızda daha çok neleri anlatıyorsunuz?

Çok kitap derinlikli olmayabiliyor. Okuldaki duruma göre. Eğer öğrenciler başarılı olmanın yolunu soruyorlarsa onu anlatıyorum. ‘Kitap okumayı nasıl sevebiliriz’ diyorlarsa onu anlatıyorum. Okuldan gelen istek ve bizdeki birikim neyse onu paylaşmak istiyorum. Hangi tarz konferans olursa olsun elimden geldiğince kitap okumayı telkin ediyorum.

* Yazar olmak neyi gerektirir?

Yazmak kolay bir iş değil. Her mesleğin bir zorluğu vardır. Yazarlığı ben meslek olarak düşünmüyorum ama bunun zorluğu da bu. İnsanlar çoluk çocuk pikniğe giderken, herkes gezerken sen balkona çıkıp oturacaksın. Bir yandan okuyup bir yandan yazacaksın. Gece herkes uyurken sen kalkıp aklına gelen şeyi yazacaksın. Yazar olmak müthiş bir irade ve ısrar gerektiriyor.
12 kitabım var; 8 tanesi öykü, 4 tanesi roman. Şu an yayınlanmaya hazır 4 romanım var. 10 civarında da kitap var. Her gün akşam mutlaka öykü yazmaya çalışıyorum. Bazen hiç elime almadığım olurken bazen de 4 saati aşan durumlar oluyor. Yazarken yorulursam kitap okuyorum, kitap okurken yorulursam yazıyorum. Bu bir döngü.

* Yazar olmak toplumsal kaygı taşımayı da gerektiriyor. İnsanlara mesaj verebilme ve kendini anlatabilme kaygısı taşıyor musunuz?

Var ve çok net. Ben bu noktada çok netim. Kim ne derse desin, benim faydalı olma gibi bir katkım olmayacaksa onu yazmam. Yazdığımı okuyan insanlar mutlaka ondan faydalanmalı. Ahlaki noktada çok hassasım. Toplumda en çok dile getirilen eksiklik olarak görülen şey ahlaksızlıktır. Anne babaya, büyüklere, birbirleriyle ilişkilerde eksikliklerin olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bizim yaşadığımız ama çocuklarımızın yaşamasını istemediğim konuları seçiyorum ve onlarla ilgili mesajlar veriyor.
Ben şuna karşıyım. Sırf edebiyat olsun diye yazı kaleme almak hoş değil. Ben yaptım, beğenenler oldu ama kendim beğenmedim. Niye, mesaj kaygısı taşıyorum. Mesaj kaygısı taşımasam yazmam. Dünya klasiklerinin hangisinde mesaj kaygısı yok. Benim yaşam felsefem tatmin olma yolum bu. Allah beni niye bu dünyaya gönderdi, niye bana akıl vermiş. Ben bunu o irade doğrultusunda yürütmem lazım. Bendeki duygu bu.
Bir arkadaş dedi ki; hocam çok güzel hikayelerin var ama şu tanrısal bakıştan bir kurtulsan. Ona da saygı duymak lazım ama benim amacım bu zaten. Ne demek tanrısal bakış.  Allah insanı niye yatarmış. Benim görevim var. Bu görevi yerine getirirken de bana düşen vazifelerimin bilincine göre hareket etmek durumundayım. Edebiyat da olacak, sanat da, kültür de hepsi iç içedir ama benim bir hedefim olmalı. Hedefsiz hiçbir şey olamaz. Ben böyle düşünüyor ve böyle yazmaya devam edeceğim.

* Bir hedefiniz var mı?

Benim bir hedefim var. Bütün kitaplarımı yazdıktan sonra eğer becerebilirsem Hz. Muhammed’in hayatını bir roman formatında yazmak istiyorum. Çok zor olduğunu biliyorum. Kafamın bir köşesinde durur ve sürekli düşünürüm.
Bunu, çocuklarımıza roman formatıyla o tatta verebilmek benim hedefim. Ben inat bir adamım, başarabilirim. Çünkü böyle bir kitaba ihtiyaç var.
SÖYLEŞİ VE İMZA
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam4
Toplam Ziyaret214873